top of page

in search of  smart project

‘Smart Project’ bilgi bazlı, bütüncül bir yaklaşım ve ortak çalışma ile mimari proje üretim teorisi ve pratiğini, geniş anlamda proje kültürünü geliştirmeyi amaçlayan bir platformdur. 14 yıllık bir bilgi birikimi ve ekip çalışmasının ürünüdür.

 

Mimarlık disiplininin geleceğinde, birçok kaynaktan elde edilen bilginin koordinasyonu ile ulaşılan sentezleme olacağını düşünmekteyiz. Meslek Bruce Mau’nun tabiriyle ‘sentezlemenin uzmanlığı’1 na ya da Dan Hill’in belirttiği gibi ‘çok disiplinli bir orkestrasyon’2 a doğru evrilecektir. Bize göre, bu orkestrasyonun aracı da öncelikle bilgi bazlı’ bir mimarlıktır.

 

2016 yılında gerçekleştirilen 3. İstanbul Tasarım Bienalinin küratörlerinden Beatrice Colomina ve Mark Wigley yeni bir bakış açısına olan ihtiyacı dile getiriyor: "Artık dar kalıplara sığdırılmaya çalışılan tasarım tanımı bizi tatmin etmiyor. Artık iyi tasarım olgusuna sığınamayız. Tasarımın baştan tasarlanması gerekiyor. Baştan tasarlamakla aslında baştan tanımlamayı kastediyoruz. Tasarımı bir konsept olarak yeniden tanımlamamız gerekiyor. Çünkü artık dar kalıplara sığdırılmaya çalışılan tasarım tanımı bizi tatmin etmiyor. Bundan yüzyıl öncesine, endüstrileşme dönemine ait bu tanım. Dünya şu anda post post endüstriyel çağı yaşıyor. Biz de bu çağa yanıt veren bir tanım arayışı içindeyiz.”3

 

‘Smart Project’ bu arayışa verilebilecek cevaplardan birisidir bize göre. ‘Smart Proje’nin önerdiği bilgi çağı ile ilişkili bütüncül ve ortak çalışma kültürüne dayalı bir mimari yaklaşımda, ‘mimari tasarım’ kavramı da, projenin ön safhalarına işaret eden bir kavram olmaktan çıkıp, tüm sürece yayılmış, dolayısıyla tüm ‘proje’ süreci de bir tasarıma dönüşmüştür. Bu anlamda ‘proje’ bir bütün olarak yeni bir değer kazanmaktadır.

 

Disiplinin kültürel, teknik, istatistiki, vb. bilgiye bağlı olarak kompleksitesi artmaktadır, keşfedilmektedir de denilebilir. Çevremizde hep olan ancak daha önce analiz edilemeyen bazı veriler örneğin çevresel veriler ve etkiler bilinmeye başlanmakta ve eskisine göre çok daha fazla dikkate alınmaktadır. Bir projenin içeriğinde, sosyal-kültürel-tarihsel faktörler, çevresel faktörler, fonksiyonel-mekansal ihtiyaçlar, aktörler, fiziksel-maddesel faktörler, ekonomik faktörler, uluslararası tasarım standartları gibi birçok faktör sayabiliriz. Sadece mimari ile ilgili uluslararası standartları yan yana getirdiğimizde ne kadar fazla olduğu görülebilir. Bunların ne kadarına hakimiz? Ne kadarını biliyor ve projelerimizde kullanıyoruz? Bir ‘proje’nin ne kadar kültürel, tarihi, teknik, istatistik, vb. bilgi gerektirdiğini sadece fiziksel-maddesel faktörlerden bir yapıyı oluşturan elemanların (beton-şap-dolgu, yalıtım, duvar, çatı, cephe, dolaşım elemanı, duvar kaplama, döşeme kaplama, tavan kaplama, bölme duvar, kapı, menfez, korkuluk, süpürgelik, profil, vitrifiye, süzgeç-ızgara, yönlendirme, iç donanım, yangın sistemleri, özel sistemler, aydınlatma, peyzaj, vb.) hem kendilerine hem de ilişkilerine odaklanarak anlayabiliriz.

 

Herzog De Meuron, Mies Van Der Rohe’nin modern mimarlığı etkileyen meşhur yapısı Farnsworth House’a yaptığı eleştiride, mimarın evi zeminden kopardığı yüksekliği hemen yakınındaki nehrin taşma potansiyelinin bilgisine göre yapmadığını ve evi defalarca su bastığını belirtir. Aslında belki de bu yükseklik doğanın istatistiki verileri de düşünülerek ayarlanabilirdi. Mimari projeyi ne kadar bilgi ile üretiyoruz? Örneğin bir temel üstü dolgunun kaç çeşit olabileceği, dolguyu projeye koyarken nelere dikkat edilmesi gerektiği, proje alanının yakınındaki dolgu ocaklarının varlığı, dolgunun üstündeki döşemenin taşıyıcı olup olmadığı, dolgu malzemesinin özelliklerini ve tipini projelerimize ne kadar bilinçli olarak koyuyoruz? Dolgunun taşıyıcı özellikleri hesaplandıktan sonra, diğer faktörleri ve verileri hesaba katmadan, ya da dolgu ile ilgili standartlar ve istatistik ile ilişkilendirmeden projeye doğru dolguyu koyduğumuzu nereden biliyoruz? Sıradan bir ‘dolgu’nun yapı ve mimarlık kültürü ile ilişkisini biliyor muyuz?  Bu konu inşaat mühendisliğinin ya da şantiyenin bir konusudur deyip geçemeyiz. Birlikte bilmeliyiz. Aslında, ‘dolgu’yu ve etkilediği yapı elemanları ile ilişkisini daha fazla bilerek projeye entegre edebiliriz. Buna benzer, bir projeyi oluşturan tüm faktörleri daha iyi analiz ederek ve ilişkilendirerek projelerimizde kullanabiliriz. Örneğin NBA’de bir basketbolcunun tüm istatistiklerine bakarak özelliklerini, gelişimini bilirler ve takip ederler, bu gelişimi takip edebilmek için ortak parametreler vardır. En iyi koçlar takımın oyununu bu parametrelere göre de tasarlar, yönlendirir. Mimari projede bu parametreler nelerdir? Her yapı elemanını alt kategorileri ve farklı tipleri ile birlikte bir NBA oyuncusunun yerine koyun ve tüm özellikleri ile takip edin, bunu projeyi etkileyen diğer faktörlere de yapmaya çalışın. Bambaşka dinamik bir bilgiye ulaşabiliriz. Bu bilgi ve takiple artık farklı bir bakış açısıyla tasarlayacağımızı ve projelendireceğimizi düşünüyoruz.

 

Bir projeyi oluşturan faktörler, veriler ve parametrelerle ilgili bütüncül yazılı kaynak ya da kaynaklar bulmak çok zordur. Mimarlık pratiğinin bilgi temeline oturtulması ve bu temelde geliştirilmesi-genişletilmesi-paylaşılması gereklidir, bunun en iyi yöntemi belki de bu bilginin bütüncül olarak bir araya getirilmesi olabilir. Bir tasarıma etki eden tüm faktörleri bir denklemde yan yana getirir ve içine bir de zaman faktörü ve takım çalışmasını ekleyip çarparsanız, mimarlık pratiğinin bilgi bazlı kompleksitesi ve genişleme olasılıkları net bir biçimde görünür kılınabilir.

Denkleme big data’dan sağlanacak istatistiki verilerin, ayrıca zorunlu göç, açlık, küresel ısınma gibi tüm dünyayı etkileyen problemlerin de yoğun bir gündemle ekleneceğini ve bu konularda sektörün daha fazla çözüm üreteceğini öngörebiliriz. Mesleğin yukarıdaki denklemi içeren daha bütüncül ve bilgi bazlı bir zemine kayacağını varsaymak mümkündür. BIM bunun sadece ön bir denemesi gibi düşünülebilir. Yakın gelecekte çok daha fazla aktör ve faktörün bilgi akışı sağladığı, çok daha karmaşık BIM’lerle proje üretimi olacağını düşünüyoruz. Ancak burada eksik olan ‘mimarlık kültürü’nün de BIM’e dahil edilmesi gerekliliğidir. Tüm bunların gerçek olabilmesi için öncelikle mesleğin teorik ve pratik bilgisinin bir araya getirilmesi, ortak çalışma kültürlerinin geliştirilmesi, mimarlığı çok daha bütüncül ve bilgi temelli bir zemine çekerek, tüm parça ve ilişkilerinin farkında olarak proje üretilmesi ve bunların araçlarının, bilgi kaynaklarının oluşturulması gerekmektedir.

 

Kültürel olarak çok zengin bir mesleğin ‘üretim bilgisi’, çağlar boyunca gelen kültürel geçmişiyle karşılaştırıldığında yazılı bilgiye ne kadar dönüşmüştür? Yazılı temelleri sağlam mıdır? Bu temelleri analiz ederken mimarlık üretiminin terminolojisine ve  süreçlerine bakabiliriz. Özellikle tıpla, fizikle, müzikle karşılaştırıldığında, hali hazırda kullanılan, farklı durumlar için geliştirilmiş terminolojinin mimarlıkta o kadar detaylı tanımlanmadığını görüyoruz. Ortak bir zemin yaratacak mesleki dil sınırlı tutulmuştur. Örneğin, müzikte üretim anında yapılan farklı hamleler füg, crescendo, allegro gibi farklı terimlerle isimlendirilmiştir; Duraklar, es’ler, tempolar, dinamikler, artikülasyonlar, vb. tanımlanmıştır ve ortak bir dil yaratılmıştır. Mimari tasarım süreçlerinin fügleri nelerdir? Mimari tasarımda da kendine özgü fügler vardır, ancak ‘tanımlanmamıştır’. Sadece tasarımın değil ‘proje’ süreçlerinin fügleri, crescendoları, allegroları nelerdir?

Ayrıca, tasarım anında, tasarımı oluşturan farklı parçaların ‘proje’ ye girme hızlarının farklı olduğunu görürüz.  Yağmur iniş borusu ‘proje’ye geç entegre edilir örneğin. Mimarların tasarımdaki parçaların hızlarını ayarlamayla ilgili farklı çözümleri ve stratejileri vardır. Aslında müzikte olduğu gibi projeye etki eden parçaların projeye etkileri ve projeye girme hızları analiz edilebilse yine bambaşka bir bilgiye ulaşabiliriz ve parçaları farklı ilişkilendirip, zaman faktörünü ve süreci daha iyi yönetip projelendiririz bize göre. Mimari proje süreçlerine dair bu ve buna benzer birçok konu, terminolojide örneğin ‘avlu’ gibi yerini almamıştır, içselleşmemiştir. Mimarlık sözlüğümüz son derece eksiktir. Aynı şekilde sinematografi, koreografi gibi mimari proje ve üretim biçimleri bir araştırma alanına tam olarak dönüşememiştir. Bu yüzden ortak bir zemin oluşturmakta hep zorlanılmıştır. Endüstride geliştirilmiş üretim bilgisi, örneğin otomotiv endüstrisinde bir aracın kaç parçadan oluştuğu (yaklaşık 2.000-20.000 parça) bilinmektedir. Her parçanın birbiriyle ilişkisi tariflidir. Bunun üzerine otomobiller geliştirilmektedir. Bir mimari projeyi veya yapıyı oluşturan kaç parça, projeyi yönlendiren kaç aktör olduğu ve bunların birbirleriyle ilişkisiyse yeterince tanımlanmamış, yazıya dökülmemiştir. Oysa bize göre bu bilgi mevcuttur; mimarların, üreticilerin, akademisyenlerin, mühendis ve danışmanların tecrübelerinde, yaptıkları projelerde, yapılı çevrede, internette, ancak dağınıktır. Mimari bilgi ortak bir zemin bulamamış, bu yüzden parçalanmıştır; bilgi endüstriyel bilgiye, akademik bilgiye ya da mimarların tümüyle paylaşmadığı süreçlerdeki bilgiye bölünmüştür. Üretim zemini oradadır, yeterince sağlamdır ama bilgi temelinde ortaya konmadığı için kaygandır. Standartlar da mimarlıkta tam olarak oturtulmamıştır. Örneğin, herhangi bir mimari ihtiyaç programında (bir spor salonu, bir ofis, bir hastane) istatistiklerle tariflenmiş kaç kişiye kaç hasta gerektiği tüm kaynaklarda farklı ifade edilmektedir, birçok kaynakta bununla ilgili bilgi bile yoktur. Belki de hep mimarlığın sanat ile teknik arasında bir yerde durduğu söylendiği için bu şekilde davranılmıştır.

 

Proje sürecinin bilgisi ise hem sürece bir bütün olarak hem de ‘proje anı’ na odaklanarak geliştirilebilir. Bir proje anının içerdiği ana kategoriler tanımlanmalı; sosyal-kültürel tarihsel faktörler, çevresel faktörler, işlevsel gereksinimler, aktörler, fiziksel etkenler, estetik unsurlar ve tasarım standartları ayrı ayrı incelenmelidir. “Bir mimari proje kaç parçadan oluşur?”, “Bir mimari projeye kaç faktör ve aktör etki eder?”, “Bir yapı kaç elemandan oluşur”, “Bir mekan kaç parçadan oluşur?” vb. sorulara mimarlık kültürü ile birlikte değerlendirerek bilgi bazlı sayısal cevaplar vermenin mümkün olabileceğini ve bu cevapların ‘proje kültürünü’ ve ‘üretimini’ geliştireceğini, çağımız mimari proje üretiminin bunu gerektirdiğini düşünüyoruz.

 

Hangi parça ya da parçalar süreci yönlendirir? Bir merdiven mi? Ya da bir oluk? Bir doğal taş? Ya da bir çevresel veri?, Bir engelli standardı? Bir avlu? Ya da hepsini bilgi temelinde içine almaya çalışacak yeni bir ‘akıllı denge’ [smart equilibrium] düşünülebilir mi? Bilgi çağında bir mimari proje nasıl üretilmelidir? Ya da tersten sorarsak bir mimari proje bilgi çağından ne kadar beslenmektedir günümüzde? Bu anlamda başka bir bakış açısına, başka üretim biçimlerine, araçlarına, bunları geliştirmeye ve dağınık kaynaklarda bulunan bilginin mimari proje ile entegrasyonuna ve bu bütünleşme için ortak çalışma kültürüne ihtiyacımız yok mu? ‘Smart Project’ bu ihtiyaç düşünülerek oluşturulmuştur.

 

‘Bilgi bazlı’ mimarlığın gittiği yön bir takım çalışmasını gerektirmektedir artık. Artık bir ‘proje’ sadece mimarın ya da mimarların elinden değil birçok farklı disiplinden, testten ve analizden gelen veriler ve aktörlerin tasarıma yön vermesiyle oluşturulmaktadır. Günümüzde bir tasarım anına farklı oranlarda yüzden fazla aktör etki edebilmektedir, belki de etmelidir. Bir cephe danışmanı giydirme cephede farklı rüzgar yüklerinde oluşabilecek deformasyonu hesapladıktan sonra mimar cephe tasarımını değiştirmek zorunda kalabilmektedir. Bu bilgi belki de daha önce bilinmediğinden deformasyon da tam olarak bilinemiyordu. Sadece elliden fazla kategori danışman olduğunu düşünürsek, ne kadar çok farklı disiplinden aktörün devrede olduğu ya da olabileceği daha net anlaşılır.

Henüz bu aktörler ve onlardan gelen veriler her projede yeterince değerlendirilmemektedir. Ancak bize göre yakın gelecekte daha fazla değerlendirilecektir.

 

‘Smart Project’, mimari projenin her etabında birçok farklı kaynaktan, yerel ve uluslararası networkten gelen data ile oluşturulmuş platformda bilgi sağlamayı hedefler. Mimari proje kültürünün alternatif proje üretim araçlarından birisi olmayı, ortak çalışma kültürünü, proje sürecini ve deneyimini projeye katılan tüm aktörler için geliştirmeyi ve keyifli kılmayı, konvansiyonel proje üretim süreçlerindeki eksik parçaların Japonların ‘kaizen’ prensibi bağlamında tariflenip giderilmesini, proje süreçlerine katılmasını, ayrıca proje süreçlerine yenilikler, sistem ve malzeme seçimlerinde ‘tasarım matrisleri’ gibi yeni üretim biçimleri katmayı hedefler. Bununla birlikte her projede tamamlayıcı, revizyon tabloları, tüm yapı elemanları için anahtar planlar, mekan-kullanıcı senaryoları, işletme senaryoları, proje başlangıcında işveren, yatırımcı, arsa sahibi, geliştirici, mühendis-danışmanlar için temel taleplerle ilgili soru tabloları [questionnaire], tüm yapı elemanları için yapı elemanı listeleri gibi araçlar kullanır. Amaç farklı kaynaklardan dinamik bir şekilde gelen bilgiyi, ‘Smart Project’ deki kütüphanelerdeki bilgi ve araçlarla ‘proje’ de bir araya getirmektir. Ayrıca, ‘kontrol listeleri’ ile proje sürecinde yapılan üretimin çok yönlü (mekan, çizim, yapı elemanı, diğer disiplinlerle koordinasyon, üreticiler, yerel ve uluslararası standartlar, şartnameler, vb.) kontrolleri için de araçlar sunar. Projeye etki eden tüm elemanların etkilerini, projeye girme hızlarını analiz eder. Bu bilgi aynı zamanda, proje inşa edildikten sonra inşa eden kişiler, sürecin içindekiler ve  kullanıcılardan da ‘geri beslenme’ ile  geliştirilir.

 

‘Smart Project’, mimari proje üretimini, içinde olduğumuz bilgi çağı ile bütünleştirmeyi hedefleyen, bu bilginin proje ile sentezlenmesinde aracılık edecek öncü bir araştırma, üretim alanı ve bilgi platformudur. Katılımcı ve ortak çalışma kültürüne dayalıdır. Proje üretim biçimlerini yerel ve evrensel olarak geliştirmeyi, bilgi bazlı bir mimarlık ile mimari projenin her alanında bilgi üretmeyi hedefler.

 

‘Smart Project’ ye katılan ve katkıda bulunan kişilere ‘Smart Project’ den, mimari projenin her parçası ile ilgili bilgiler paylaşacağız, bu araştırma ve üretim alanının birlikte geliştirebileceğimiz bir proje bilgi platformu olmasını umuyoruz.

1 Mau, B. (2012), The Massive Changer. In R. Hyde (Ed.), Future Practice: Conversations From The Edge Of Architecture, New York, NY: Routledge.

2 Hill, D. (2012), Foreword. In R. Hyde (Ed.), Future Practice: Conversations From The Edge Of Architecture, New York, NY: Routledge.

3  Colomina,B. & Wigley, M. (2015, Aralık), 3. İstanbul Tasarım Bienali “BİZ İNSAN MIYIZ? tanıtım konuşması, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi medya toplantısı, İstanbul.

3 Herzog, J. & De Meuron, P. (2016), Treacherous Transparencies, Chicago and New York, NY: IITAC Press and Actar Publishers.

Join "in search of smart project" and be informed

Tebrikler! Mesajınız alındı.

bottom of page